TANRININ YARATTIKLARI VE İNSANIN İCATLARI
Tanri evrendeki herşeyi yarattı sonra kendisine ibadet etmesi için insanı (Hz.Adem) yarattı.
İnsan ne yaptı kutsal emiri çiğneyip cennetten dünyaya şutlandı.Sonra Tanrı insanı yanlız başına bıraktı.İnsan zekasıyla hayatta kalmalıydı.
Tabiki insanın yaşamaşı için Tanrının nimetlerine ihtiyaçı vardı.Tanrı çeşit çeşit meyveler sebzeler hayvanlar yarattı.Vitaminlerle proteinlerle şifa veren bu nimetler sayesinde insanoğlu çoğaldı aç ayı oynamaz misali.Zekası gelişti.Ateşi tekerleği yazıyı derken binlerce icat yaptı.İlkel çağlarda avlanmak için mızrak ok yaptılar sonra ilerleyen çağlarda top tüfek yaparak birbirlerini öldürmek için kullandılar.Su süt ve meyvesuyundan bıkan insanoğlu alkolu buldu yanında sigara afyon esrar..Ağır yükleri kaldırmak için bulunan tekerleği icat ettiler sonra savaş arabalarına taktilar .Para icat edildi ticaretin kolaylığı için sonra insanlar kendi bedenlerini ve ruhunu satmaya başladı.Maden bulmak için açılan tünellerde kazma kürek yetersiz kaldı.Dinamit bulundu...Sonra tek tek mermi atmaktansa fitilini yak dinamitini at düşmanın kafasına fikri ortaya çıktı.Tek tek mermi sıkmak hem zaman kaybıydı...Balıkçılık için sandal ve gemi yaptılar sonra denizötesi işgal için savaş gemileri yapıldı.Kolay ulaşım için uçak yapıldı sonra havadan bombalamak için savaş uçakları.Enerji için nükleer fizik sonrada atom bombası.Sanırım insanoğlunun en yararlı icadı yazı ve müzik oldu
Oysa Tanrı sayısız şeyler yarattı ama hiçbiri bu kadar zararlı değildir.Tanrının yarattığı herşey ilahi bir denge ve huzur içinde hala insanoğlunun hizmetindeyken insanoğlunun icatlarıda insanlığın sonunu getirecek bu gidişle.
Sanırım insanoğlu Dünyayı yaşanmaz hale getirdikten sonra uzayı pisletecek sonra sıra belki cennet ve cehenneme gelecek:)
18 Eylül 2010 Cumartesi
SİYASİ DÜŞÜNÜŞ
KOMPLO TEORİSİ
Efendim ben siyasal mezunu falan değilim siyasetten de fazla anlamam.Tvlerde gazetelerde internette hükümetimizin bize öğrenmemizi istediği kadar verdiği bilgiyle öğrenmeye çalışıyorum ve şaşkınlıkla takip ediyorum.Bizim siyasi liderlerimiz milletvekillerimiz cervantes ve w.sheaskpheare bile yazamadığı kadar entrika komedi ve dram içerir.Eee nede olsa biz entrikanın mucidi bizansın topraklarında yaklaşık 1000 senedir yaşıyoruz ve gene aynı sürede şark kurnazlığına sahibiz.
Gelelim bugünlere:Akp 14 ağustos 2001den beri siyasi yaşamımıza damgasını vuruyor.Tabanı Necmettin ERBAKAN'dan ayrılan Recep Tayyip ERDOĞAN'ın liderliğinde vucüd bulan bu parti önceleri Türkiye ve Dünya için fazla islami prensipleri vardı.Düşük kesim tarafından çok tutulan bu partiyi CHP DSP DYP MHP fazla önem vermeyerek onlarca yıldır kalıplaşmış seçmenlerine güvendi.Oysaki sessizden ve derinden AKP'ye sempatiye duyan onları umut olarak gören düşük ve orta gelirli vatandaşlar sandıkta fena çarptı onları yıl 2002...41.407.015 secmenden 32.753.386sı oy kullandı.10.848.704 (%34,43 oran)seçmen AKP'ye oy verirken 365 AKP'li milletvekili meclisin yolunu tuttu.CHP 6.114.843 (%19,41)oy toplarken 177 milletvekiliğini meclise gitti.DYP MHP GP barajı aşamadı bile.Eskiden alışkı olduğumuz koalisyon hükümetine bu sefer gerek kalmadı.CHP ana muhalefet partisi oldu.Çok sevindiler tıpkı AKP gibi...Gelelim 2004 yerel seçimlerine bu seçim çok önemliydi bütün partiler için bakalım sonuçlar ne göstermiş?AKP%41,67(%7,24 artmış)CHP%18,27(%1,14azalmış)MHP%10,10 oy alarak yeniden canlanmış DYP DSP gene ortalıkta yoklar.2007 yılındada hala sonuçlar AKP lehineydi %46,58 (16.327.391 oy ) oranla 341 milletvekili çıkarırken CHP %20,88(7.317.808 oy)oranla 112 milletvekili MHP%14,27(5001869 oy) 71 milletvekili çıkarmayı başarıyordu.Geçtimiz günlerde yapılan referandumun sonuçlarını biliyorsunuz.Bu referandum sayesinde AKP anayasaya istediği makyajı yapabilecektir.Kendileri içn engel yada tehdit olarak gördüğü kurum ve kuruluşların hayati dengeleriyle oynayabilir.Ahtapot gibi sarılabilir bütün kurumlara.
Şimdi en önemli soru :Muhalefet neler yapmaya çalıştı ?Chpden başlayalım.Deniz Baykal'ın meşhur skandalından sonra istifa etmek zorunda kaldı yoksa başına daha ciddi şeylerin gelebiliceğini anladı herhalde.Yerine bizim Gandhi olarak benzettiğimiz Kemal KILIÇDAROĞLU geçti.Deniz bey referandum sonuçlarınan sonra yaptığı bir açıklamada''CHP yapısı Soğuk savaş dönemindeki devlet partisi yapısındadır.Acilen değişmesi lazım ''demiştir..Peki sayın Baykal siz kaç sene CHP!nin genel başkanlığını yürüttünüz ?Bu seneler içinde partinizin bu yapısını farketmediniz de evinizde otururken mi farkettiniz apansızın ?? Böyle bir zihniyette CHP...BBP'nin rahmetli genel başkanı M.YAZICIOĞLU hala tam olarak çözülemediği bir helikopter kazasında vefat etti..Okyanusa falan düşmedi TC sınırları içinde bir köyde...Onun yerine geçen sayın Yalçın TOPÇU referandumda sayın R.T.ERDOĞAN'dan daha ateşli evetçiydi bence rahmetli M.YAZICIOĞLU'nun düşünceleri bu yönde olmazdı yada bu kadar ateşli...Hatırlarsınız birarada GENÇ parti vardı.Çokta dinamik bir partiydi ve bir takım karanık eller ve manevralar sonucunda pasifize edildi.DSP Mehmet AĞAR Erkan MUMCU hareketliliği yaşandı ama sonra sindirildiler.Birkaç şahsi teşebbüs yapıldı Tuncay ÖZKAN mesela...Tuncay bey şu anda SİLİVRİDE...Gerçekten büyük bir potansiyeli olabilirdi.AKP şu andaki tek muhalefeti MHP'dir.Çok kısa zamanda MHP içinde bir takım parçalanmalar bir bölünmeler yaşanabilir.Nasıl olacağını bilmiyorum ama bu 4 Partinin başına gelenleri unutmamak gerek.Bu yazdıklarım AKP güçlendiği yıllarda muhalefet partilerin yada şahışların başına gelenlerin bir kısmı belki de icebergin görünen kısmı..
Şimdi gelelim siyasi arenada yaşadığımız komedya ve dramlara:
Komedya:Dünyanın hiçbir ülkesinde anamuhalefet partisinin lideri meydanlarda kıçını yırtıp ülkesini turladıktan sonra basit
bir sebepten dolayı oy kullanamaması komedyasını yaşamamıştır.Bu davranışını meydanlara toplayan partili arkadaşları nasıl tepki vermiştir ?Eminim Akp baya gülmüştür...
Dram:BBP rahmetli Muhsin yazıcıoğlu.
Konuşmacı:Recep Tayyip bey hitabet konusunda çok etkili bir lider.Karşısındaki insanları kendine ılımlı yapabiliyor hele karşısında imanı güçlü ama sıkıntıları çok olan Türk halkı var ise sonuç ortada.Öyle bir hitabet gücü var ki kendisi İngilizce bilmemesine rağmen bildiğimiz 2 kelimeyle binlerce insanı kendisine çekti .''One Minute''Obama bile bu kadar ingilizcesine rağmen!!!sihirli bu 2 kelimenin gösterdiği etkiyi bulamamıştır.Eee one minute dedi de ne oldu?Birkaç israil gezisi iptal oldu askeri tatbikatlar iptal edildi sonra Gazze baskını ve öldürülen Türkler...İsrail hala yaşıyor sayın Türk milleti...
Ümidim:Muhalefet partilerinin sistem değişikliği yapmaları...Kendi içlerinde hesaplaşmamaları... ciddi taban çalışmalarına yönelmeleri.Çağdaş Türk gençliği eminimki sizden bunları bekliyor.Artık muhalefet kanını değiştirmeli...
Korkum:M.YAZICIOĞLU T.ÖZKAN C.UZAN D.BAYKAL M.AĞAR E.MUMCU'nun başına gelenlerin MHP'nin başına gelmemesi.. AKPnin sessizce entrikalarını dikkatle izleyelim.
Efendim ben siyasal mezunu falan değilim siyasetten de fazla anlamam.Tvlerde gazetelerde internette hükümetimizin bize öğrenmemizi istediği kadar verdiği bilgiyle öğrenmeye çalışıyorum ve şaşkınlıkla takip ediyorum.Bizim siyasi liderlerimiz milletvekillerimiz cervantes ve w.sheaskpheare bile yazamadığı kadar entrika komedi ve dram içerir.Eee nede olsa biz entrikanın mucidi bizansın topraklarında yaklaşık 1000 senedir yaşıyoruz ve gene aynı sürede şark kurnazlığına sahibiz.
Gelelim bugünlere:Akp 14 ağustos 2001den beri siyasi yaşamımıza damgasını vuruyor.Tabanı Necmettin ERBAKAN'dan ayrılan Recep Tayyip ERDOĞAN'ın liderliğinde vucüd bulan bu parti önceleri Türkiye ve Dünya için fazla islami prensipleri vardı.Düşük kesim tarafından çok tutulan bu partiyi CHP DSP DYP MHP fazla önem vermeyerek onlarca yıldır kalıplaşmış seçmenlerine güvendi.Oysaki sessizden ve derinden AKP'ye sempatiye duyan onları umut olarak gören düşük ve orta gelirli vatandaşlar sandıkta fena çarptı onları yıl 2002...41.407.015 secmenden 32.753.386sı oy kullandı.10.848.704 (%34,43 oran)seçmen AKP'ye oy verirken 365 AKP'li milletvekili meclisin yolunu tuttu.CHP 6.114.843 (%19,41)oy toplarken 177 milletvekiliğini meclise gitti.DYP MHP GP barajı aşamadı bile.Eskiden alışkı olduğumuz koalisyon hükümetine bu sefer gerek kalmadı.CHP ana muhalefet partisi oldu.Çok sevindiler tıpkı AKP gibi...Gelelim 2004 yerel seçimlerine bu seçim çok önemliydi bütün partiler için bakalım sonuçlar ne göstermiş?AKP%41,67(%7,24 artmış)CHP%18,27(%1,14azalmış)MHP%10,10 oy alarak yeniden canlanmış DYP DSP gene ortalıkta yoklar.2007 yılındada hala sonuçlar AKP lehineydi %46,58 (16.327.391 oy ) oranla 341 milletvekili çıkarırken CHP %20,88(7.317.808 oy)oranla 112 milletvekili MHP%14,27(5001869 oy) 71 milletvekili çıkarmayı başarıyordu.Geçtimiz günlerde yapılan referandumun sonuçlarını biliyorsunuz.Bu referandum sayesinde AKP anayasaya istediği makyajı yapabilecektir.Kendileri içn engel yada tehdit olarak gördüğü kurum ve kuruluşların hayati dengeleriyle oynayabilir.Ahtapot gibi sarılabilir bütün kurumlara.
Şimdi en önemli soru :Muhalefet neler yapmaya çalıştı ?Chpden başlayalım.Deniz Baykal'ın meşhur skandalından sonra istifa etmek zorunda kaldı yoksa başına daha ciddi şeylerin gelebiliceğini anladı herhalde.Yerine bizim Gandhi olarak benzettiğimiz Kemal KILIÇDAROĞLU geçti.Deniz bey referandum sonuçlarınan sonra yaptığı bir açıklamada''CHP yapısı Soğuk savaş dönemindeki devlet partisi yapısındadır.Acilen değişmesi lazım ''demiştir..Peki sayın Baykal siz kaç sene CHP!nin genel başkanlığını yürüttünüz ?Bu seneler içinde partinizin bu yapısını farketmediniz de evinizde otururken mi farkettiniz apansızın ?? Böyle bir zihniyette CHP...BBP'nin rahmetli genel başkanı M.YAZICIOĞLU hala tam olarak çözülemediği bir helikopter kazasında vefat etti..Okyanusa falan düşmedi TC sınırları içinde bir köyde...Onun yerine geçen sayın Yalçın TOPÇU referandumda sayın R.T.ERDOĞAN'dan daha ateşli evetçiydi bence rahmetli M.YAZICIOĞLU'nun düşünceleri bu yönde olmazdı yada bu kadar ateşli...Hatırlarsınız birarada GENÇ parti vardı.Çokta dinamik bir partiydi ve bir takım karanık eller ve manevralar sonucunda pasifize edildi.DSP Mehmet AĞAR Erkan MUMCU hareketliliği yaşandı ama sonra sindirildiler.Birkaç şahsi teşebbüs yapıldı Tuncay ÖZKAN mesela...Tuncay bey şu anda SİLİVRİDE...Gerçekten büyük bir potansiyeli olabilirdi.AKP şu andaki tek muhalefeti MHP'dir.Çok kısa zamanda MHP içinde bir takım parçalanmalar bir bölünmeler yaşanabilir.Nasıl olacağını bilmiyorum ama bu 4 Partinin başına gelenleri unutmamak gerek.Bu yazdıklarım AKP güçlendiği yıllarda muhalefet partilerin yada şahışların başına gelenlerin bir kısmı belki de icebergin görünen kısmı..
Şimdi gelelim siyasi arenada yaşadığımız komedya ve dramlara:
Komedya:Dünyanın hiçbir ülkesinde anamuhalefet partisinin lideri meydanlarda kıçını yırtıp ülkesini turladıktan sonra basit
bir sebepten dolayı oy kullanamaması komedyasını yaşamamıştır.Bu davranışını meydanlara toplayan partili arkadaşları nasıl tepki vermiştir ?Eminim Akp baya gülmüştür...
Dram:BBP rahmetli Muhsin yazıcıoğlu.
Konuşmacı:Recep Tayyip bey hitabet konusunda çok etkili bir lider.Karşısındaki insanları kendine ılımlı yapabiliyor hele karşısında imanı güçlü ama sıkıntıları çok olan Türk halkı var ise sonuç ortada.Öyle bir hitabet gücü var ki kendisi İngilizce bilmemesine rağmen bildiğimiz 2 kelimeyle binlerce insanı kendisine çekti .''One Minute''Obama bile bu kadar ingilizcesine rağmen!!!sihirli bu 2 kelimenin gösterdiği etkiyi bulamamıştır.Eee one minute dedi de ne oldu?Birkaç israil gezisi iptal oldu askeri tatbikatlar iptal edildi sonra Gazze baskını ve öldürülen Türkler...İsrail hala yaşıyor sayın Türk milleti...
Ümidim:Muhalefet partilerinin sistem değişikliği yapmaları...Kendi içlerinde hesaplaşmamaları... ciddi taban çalışmalarına yönelmeleri.Çağdaş Türk gençliği eminimki sizden bunları bekliyor.Artık muhalefet kanını değiştirmeli...
Korkum:M.YAZICIOĞLU T.ÖZKAN C.UZAN D.BAYKAL M.AĞAR E.MUMCU'nun başına gelenlerin MHP'nin başına gelmemesi.. AKPnin sessizce entrikalarını dikkatle izleyelim.
16 Eylül 2010 Perşembe
Kadın-Erkek eşitliği
KADIN - ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA DENEME YAZIM
Günümüzün hemen hemen bütün ülkelerinde görülen ama farklı şekillerde ortaya çıkan evrensel ve insalık tarihiyle yaşıt bir çelişki..
Kadın erkek eşit midir? Bu eşitlik nasıl sağlanabilir?İslamı kesime göre kesinlike erkek egemendir.Kadınlar erkeklerle asla eşit olamaz.Nedenide tam bilmiyorum ama bu şekildeki kararlarını çok duydum.Hz havva HzAdem'den yaratılmış derler kısaca...Araştırmak gerekir şimdilik bunu burada bırakalım.Çağdaş kesime sorarsak kesinlikle Kadın-Erkek eşitliği olmalı derler ama bir yol gösteremezler...
Dünyadan örnek vermektense güzel yurdumun en doğusunda ve en batısından örnek vereceğim:Doğuda kadının hiçbir değeri yoktur.Babalarına göre bir eşyadan farksızdır.Aslında sevinirler kızları olduğu için çünkü ekonomik anlamda başlık parası adı altında gelir getirirler.Kısaca rantları vardır.Oradakı kızların flörtü olmaz.Eş seçme hakkı yoktur sadece seçilir.Kocasının yüzünüde büyük ihtimalle gerdekten birkaç dakika önce görür.Belkide babasıyla yaşıttır yada dedesiyle.Maalesef sadece bu olsa gene iyi sayılır.Büyük bir ihtimalle kumadır o yani ikinci hatta üçüncü gelindir yada üzerine kuma gelecektir.Bu ülkemizin kültür mozaiğinin parçası değildir.Cahilliyetimizin bir simgesidir.Avrupada Amerikada kuma kavramı olduğunu düşünmüyorum.Orada metres olayını sayabiliriz ama onlarda aynı evde 3 kadın 1 erkek şeklinde bir aile yapısı yok.Efendim bu kuma adeti islamiyetten önce de vardı.Bu çağlarda erkekler savaşa giderler ya ölürler yada esir düşerlerdi mesela bir köyden 100 erkek savaşa gitti ve geri gelmedi ..Eee o zaman 100 erkek eksildi 100 kadın dul kaldı.Erkek nufusu azalmış kadınlar çoluk çocuk ortada kalmış.O zaman erkeklerin sadece bakıma muhtaç kadınları almaları hoşgörülürdü.Şimdi ise daha çok fantazi olayına giriyor.Zavallı kızlar Allahtan şimdi kardelen gibi projeler hayata geçildi de devlet onlara biraz sahip çıktı elleri kalem tutuyor bebek bezi yerine....
Şimdi batıya geçelim.Ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı bir memurun zar zor geçindiği çağdaş şehirlere.Kadın evhanımı koca memur 1 -2 çocukta var.Maaş devede kulak kiralar altından pahalı.Eee bu durumda zavallı adamcağız sponsor destek için sevgili kaynanasını çağıracak ..Hele birde oturdukları ev sevgili kaynanasının eviyse.O adamın evindeki statüyü düşünmekte fayda var.Zavallı adam belki yeryatağında yatıp yemeklerin kalanlarıyla karnını doyuruyordur.Kızını evişlerinde kendini paralarken gören kaynana bütün hışmıyla adama yüklenir.Bu durumda psikoloji çöken ve bu yoksulluktan bıkan kızı da beni ne doktorlar ne mühendisler istedi triplerine girecek.Böylece suyu yavaş yavaş ısınan adam manav market kasabın kapıya dayanmasıyla evi terkeder.
Şimdi doğuya da gitsek batıya da gitsek toplumsal ve ekonomik sorunlar bu kadın erkek eşitsizliğini doğuracaktır...
Günümüzün hemen hemen bütün ülkelerinde görülen ama farklı şekillerde ortaya çıkan evrensel ve insalık tarihiyle yaşıt bir çelişki..
Kadın erkek eşit midir? Bu eşitlik nasıl sağlanabilir?İslamı kesime göre kesinlike erkek egemendir.Kadınlar erkeklerle asla eşit olamaz.Nedenide tam bilmiyorum ama bu şekildeki kararlarını çok duydum.Hz havva HzAdem'den yaratılmış derler kısaca...Araştırmak gerekir şimdilik bunu burada bırakalım.Çağdaş kesime sorarsak kesinlikle Kadın-Erkek eşitliği olmalı derler ama bir yol gösteremezler...
Dünyadan örnek vermektense güzel yurdumun en doğusunda ve en batısından örnek vereceğim:Doğuda kadının hiçbir değeri yoktur.Babalarına göre bir eşyadan farksızdır.Aslında sevinirler kızları olduğu için çünkü ekonomik anlamda başlık parası adı altında gelir getirirler.Kısaca rantları vardır.Oradakı kızların flörtü olmaz.Eş seçme hakkı yoktur sadece seçilir.Kocasının yüzünüde büyük ihtimalle gerdekten birkaç dakika önce görür.Belkide babasıyla yaşıttır yada dedesiyle.Maalesef sadece bu olsa gene iyi sayılır.Büyük bir ihtimalle kumadır o yani ikinci hatta üçüncü gelindir yada üzerine kuma gelecektir.Bu ülkemizin kültür mozaiğinin parçası değildir.Cahilliyetimizin bir simgesidir.Avrupada Amerikada kuma kavramı olduğunu düşünmüyorum.Orada metres olayını sayabiliriz ama onlarda aynı evde 3 kadın 1 erkek şeklinde bir aile yapısı yok.Efendim bu kuma adeti islamiyetten önce de vardı.Bu çağlarda erkekler savaşa giderler ya ölürler yada esir düşerlerdi mesela bir köyden 100 erkek savaşa gitti ve geri gelmedi ..Eee o zaman 100 erkek eksildi 100 kadın dul kaldı.Erkek nufusu azalmış kadınlar çoluk çocuk ortada kalmış.O zaman erkeklerin sadece bakıma muhtaç kadınları almaları hoşgörülürdü.Şimdi ise daha çok fantazi olayına giriyor.Zavallı kızlar Allahtan şimdi kardelen gibi projeler hayata geçildi de devlet onlara biraz sahip çıktı elleri kalem tutuyor bebek bezi yerine....
Şimdi batıya geçelim.Ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı bir memurun zar zor geçindiği çağdaş şehirlere.Kadın evhanımı koca memur 1 -2 çocukta var.Maaş devede kulak kiralar altından pahalı.Eee bu durumda zavallı adamcağız sponsor destek için sevgili kaynanasını çağıracak ..Hele birde oturdukları ev sevgili kaynanasının eviyse.O adamın evindeki statüyü düşünmekte fayda var.Zavallı adam belki yeryatağında yatıp yemeklerin kalanlarıyla karnını doyuruyordur.Kızını evişlerinde kendini paralarken gören kaynana bütün hışmıyla adama yüklenir.Bu durumda psikoloji çöken ve bu yoksulluktan bıkan kızı da beni ne doktorlar ne mühendisler istedi triplerine girecek.Böylece suyu yavaş yavaş ısınan adam manav market kasabın kapıya dayanmasıyla evi terkeder.
Şimdi doğuya da gitsek batıya da gitsek toplumsal ve ekonomik sorunlar bu kadın erkek eşitsizliğini doğuracaktır...
15 Eylül 2010 Çarşamba
Ülkeler
ÜLKELER HAKKINDAKİ FİKİRLERİM
(Bunlar benim düşündüklerimdir.Kimse üstüne alınmasın)
Yunanistan:Atalarının Ege kıyılarında kurbağa gibi yaşamişliğindan( ki herodotun benzetmesi budur) ve çakma süper kahramanlara benzeyen tanriları ile övünürler bir örümcekadam yok.Herhalde süperman Zeus terminatör Aşildir.Ayrıca 300 spartalı bilmem kaç milyon persliyi öldürmüş.O bilmem kaç milyon persli aynı anda tükürse ne atina kalır ne sparta.
..
Fransa:Kendilerini asil ilan etmişlerdir tuvaleti olmayan ve bahçelerine yaptıkları saraylarda...Parfüm ve peruk icat edeseye kadar bir sabun alıp kafasınıza sürseydiniz keşke...Kanuni'nin 2 mektubuda fransa için hala iki kara lekedir.
Ruslar:Çok vodkanın olduğu ama çirkin kadının olmadığı ülke...
İngiltere:Bir zamanlar üzerinde güneş batmayan sömürgeci ve köleliğin imparatorluğuydu.O kadar azmışlardı ki çanakkaleye kadar gelmişlerdi.
Amerika Birleşik Devletleri:Modern ülkemizin patronu.
İsrail:ABD'nin yaramaz yavrusu .heran gözünüze parmağını sokabilir.
Arap Ülkeleri:Bazılarının dini petrol ve para olmuş bazılarının ise açlık kıtlık.
Afrika:İngilterenin Fransanın İtalyanın tecavüzüne uğramış yüzyıllardır hala kıtlığın başkenti.Dünyaya sadece aidsli futbolcu ithal ederler.Allahtan arslan gergadan zürafa varda memleketlerinde ekonomileri ayakta..yoksa kim napsın oraları...Aaa birde kanlı elmasları...
İtalyanlar:Arasıra devlet başkanları kendilerini sezar zannedip parmak atıp savaş çıkartırlar sonra kuzu kuzu antlaşmaya imza atarlar.Pizza makarna rüşvet ve mafyası meşhurdur.
Ukrayna:Güzel kızların anavatanı ama o kadar talihsizler ki abisi Rusyanın ara sıra Panslavizm hastalığı tutunca ilk işgal ettiği ülkedir.Çünkü hem tahıl ambarıdır hem rusyanın gözü olduğu sıcak deniz(Karadeniz)e komşudur.
Japonya:Ortaçağdaki samuraylar şimdi dünya ekonomisinde ceo...
Türkiye ve Orta Asya Türk Devletleri:Hala yattıkları yerden geçmişiyle övünüp geleceğe kaygısızca bakarlar...Atatürk olmasaydı şimdi sanırım afrikadan farkımız olmazdı.
Litvanya Letonya Estonya Belarus BeyazRusya:Rusların en batıdaki dölleri...
Romanya:draculası ve hagi si meşhurdur
Moldova:Doğu Avrupanın seks merkezi
Finlandiya:kayak ve saunası meşhurdur.Binlerce gölü vardır.
Norveç:Balıkçılık ve kayıkçılık.
Danimarka:Avrupanın boynuzlu ev sahiplerinden(vikingler).Avrupanın yüzölçümü en büyük ülkesi inanmayan varsa araştırsın...
Almanya:Bira hitler bayern munih...ama çokta nankörler 2.DŞ sonra ekonomilerini düzeltmek için yüzbinlerce işçi çağırdılarr cepleri dolunca o işçilerin evlerini yaktılar.
Polonya:Hala rus mu alman mı olduguna karar verememiş ülke...
Belçika:Avrupanın merkeziymiş .Oranın adı küçük Emirdağ oldu haberleri yok...
Luxemburg:Mahalleden farkı yok
İsviçre:Saat çikolata ve barışsever ama kara para aklama yeri...
İspanya:Sadece futbol ve boğa güreşi var.Ama sanırım Amerikayı keşfederek kıyameti yaklaştırdılar...
Portekiz:Sessiz en batıdaki dost...
Küba:püro ve komünizm
Kolombiya:Uyuştucu kralığı
Meksika:Uyku tekilla ve acıbiber...
Brezilya:Futboldan başka rio karnavalı meşhurdur...
Kanada:Buzlar ülkesi
Ekvator:Dünyanın tam ortası
Paraguay Uruguay Şili:Maya yerlileri
Arjantin: İngilterenin baş düşmanı futboldada brezilyanın...
İskoçya İrlanda:İngilterenin ezikleri
Avusturalya yeni zellanda:İngiliz sömürgelerinin hatıratları
Çin:Sanirim o kadar çoklar ki kıyamete kadar birşey olmaz onlara.Aynı zamanda ÇAKMA MAL CUMHURİYETİ
Tayland:Uzakdoğu seks merkezi
Mısır:Piramit ve çöl
Hindistan:700.000 aşkın köyü olan modern dünyada sadece inekten medet bekleyen ortaçağ ülkesi
(Bunlar benim düşündüklerimdir.Kimse üstüne alınmasın)
Yunanistan:Atalarının Ege kıyılarında kurbağa gibi yaşamişliğindan( ki herodotun benzetmesi budur) ve çakma süper kahramanlara benzeyen tanriları ile övünürler bir örümcekadam yok.Herhalde süperman Zeus terminatör Aşildir.Ayrıca 300 spartalı bilmem kaç milyon persliyi öldürmüş.O bilmem kaç milyon persli aynı anda tükürse ne atina kalır ne sparta.
..
Fransa:Kendilerini asil ilan etmişlerdir tuvaleti olmayan ve bahçelerine yaptıkları saraylarda...Parfüm ve peruk icat edeseye kadar bir sabun alıp kafasınıza sürseydiniz keşke...Kanuni'nin 2 mektubuda fransa için hala iki kara lekedir.
Ruslar:Çok vodkanın olduğu ama çirkin kadının olmadığı ülke...
İngiltere:Bir zamanlar üzerinde güneş batmayan sömürgeci ve köleliğin imparatorluğuydu.O kadar azmışlardı ki çanakkaleye kadar gelmişlerdi.
Amerika Birleşik Devletleri:Modern ülkemizin patronu.
İsrail:ABD'nin yaramaz yavrusu .heran gözünüze parmağını sokabilir.
Arap Ülkeleri:Bazılarının dini petrol ve para olmuş bazılarının ise açlık kıtlık.
Afrika:İngilterenin Fransanın İtalyanın tecavüzüne uğramış yüzyıllardır hala kıtlığın başkenti.Dünyaya sadece aidsli futbolcu ithal ederler.Allahtan arslan gergadan zürafa varda memleketlerinde ekonomileri ayakta..yoksa kim napsın oraları...Aaa birde kanlı elmasları...
İtalyanlar:Arasıra devlet başkanları kendilerini sezar zannedip parmak atıp savaş çıkartırlar sonra kuzu kuzu antlaşmaya imza atarlar.Pizza makarna rüşvet ve mafyası meşhurdur.
Ukrayna:Güzel kızların anavatanı ama o kadar talihsizler ki abisi Rusyanın ara sıra Panslavizm hastalığı tutunca ilk işgal ettiği ülkedir.Çünkü hem tahıl ambarıdır hem rusyanın gözü olduğu sıcak deniz(Karadeniz)e komşudur.
Japonya:Ortaçağdaki samuraylar şimdi dünya ekonomisinde ceo...
Türkiye ve Orta Asya Türk Devletleri:Hala yattıkları yerden geçmişiyle övünüp geleceğe kaygısızca bakarlar...Atatürk olmasaydı şimdi sanırım afrikadan farkımız olmazdı.
Litvanya Letonya Estonya Belarus BeyazRusya:Rusların en batıdaki dölleri...
Romanya:draculası ve hagi si meşhurdur
Moldova:Doğu Avrupanın seks merkezi
Finlandiya:kayak ve saunası meşhurdur.Binlerce gölü vardır.
Norveç:Balıkçılık ve kayıkçılık.
Danimarka:Avrupanın boynuzlu ev sahiplerinden(vikingler).Avrupanın yüzölçümü en büyük ülkesi inanmayan varsa araştırsın...
Almanya:Bira hitler bayern munih...ama çokta nankörler 2.DŞ sonra ekonomilerini düzeltmek için yüzbinlerce işçi çağırdılarr cepleri dolunca o işçilerin evlerini yaktılar.
Polonya:Hala rus mu alman mı olduguna karar verememiş ülke...
Belçika:Avrupanın merkeziymiş .Oranın adı küçük Emirdağ oldu haberleri yok...
Luxemburg:Mahalleden farkı yok
İsviçre:Saat çikolata ve barışsever ama kara para aklama yeri...
İspanya:Sadece futbol ve boğa güreşi var.Ama sanırım Amerikayı keşfederek kıyameti yaklaştırdılar...
Portekiz:Sessiz en batıdaki dost...
Küba:püro ve komünizm
Kolombiya:Uyuştucu kralığı
Meksika:Uyku tekilla ve acıbiber...
Brezilya:Futboldan başka rio karnavalı meşhurdur...
Kanada:Buzlar ülkesi
Ekvator:Dünyanın tam ortası
Paraguay Uruguay Şili:Maya yerlileri
Arjantin: İngilterenin baş düşmanı futboldada brezilyanın...
İskoçya İrlanda:İngilterenin ezikleri
Avusturalya yeni zellanda:İngiliz sömürgelerinin hatıratları
Çin:Sanirim o kadar çoklar ki kıyamete kadar birşey olmaz onlara.Aynı zamanda ÇAKMA MAL CUMHURİYETİ
Tayland:Uzakdoğu seks merkezi
Mısır:Piramit ve çöl
Hindistan:700.000 aşkın köyü olan modern dünyada sadece inekten medet bekleyen ortaçağ ülkesi
canan
Canım şimdi indim otobüsten.Küçükçekmece'deyim Yarımburgaz kışlası denilen yerde...Ama burada herkes burayı ''Altınşehir'' olarak biliyor.Meğer bu bölgenin adı değişmiş benim taburun adı değişmemiş aynı kalmış.Oyüzden kimse bilmiyor.Allahın izniyle bir askerlik engelim kaldı sana kavuşmak için.Üniversiteyi bitirdim.Ehh maaşı yüksek olmasada bir iş buldum.Hele şu askerliğimide bitirip hemen geleyim yanına güzel kızım benim.
Günler sonra.....
Canım burada günler koşturmayla ama aynı tempo ve dakikayla geçiyor.Yemek ne 5 dakika erken ne geç yeniliyor.Sabah zaten güneşten önce kalkıyorsun traş falan olup olup hemen bölüğünle beraber kahvaltı yapmak için sıraya girip yemekhaneye gidiyorsun.Sonra gene iştima...Komutanlar gelip seni koyun gibi sayıyorlar...sonra herkes görev yerine...Öğlen saat 12,00de gene iştima gene koyun gibi sayılıyorsun ve gene öğle yemeğini yemek için yemekhaneye yüzlerce koyunun ahıra girmesi gibi yavaş tempo ilerliyorsun.Yemekten sonra saat 1,30 da gene iştima.Bu seferde genelde silah bakımı yada vucut taraması falan yapılıyor sonra gene işbaşına...Bu sefer akşam 17,00'e kadar rahatsın.Bu saatte gene iştima gene koyun muamelesi.Akşam yemeği saat 19,00da gene yüzlerce koyunun ahıra girmesi gibi yavaş tempoda yemekhaneye giriş.Sonra 21,30 sıralarında yat istimaşı gene sayılıyorsun koyun gibi.Sanırım burada planlı olmayan tek şey:sana olan özlemim.O kadar çok özledim ki seni.Burada lazıda var çerkeside var kürdü de var.Burada siyaset yok burada ayrım yok.Burada sevgili özlemi var ev özlemi var.Evli olanlar karısını ve çocuğunu bekarlar annesini babasını ve sevgilisini özlüyor.Fotoğraflar havada uçuşuyor.Ama en güzeli sensin baktığım fotoğraflar arasında.Altın sarısı saçların boncuk boncuk bal sarısı gözlerin....Ne çok özledim seni.Herkes burada telefon yada mektup bekliyor ailelerinden yada sevgililierinden ama en çok anneler arıyor.Sanırım anneler gerçekten daha vefakar.Hala aramanı bekiyorum...
Aylar sonra....
Canım artık alıştım buralara koyun gibi sayılmalara akşam nöbetlerine.Alışamadığım tekşey senin eksikliğim.Haftasonları bize çarşı izni vermeye başladılar.Cezalı olmayan herkes çarşılara kaçıyor nefes almak yada kuru fasülyeden büzüşen midelerine kebap indirmek için.Paralarımız ya kontürlere gidiyor ya kebaplara...Çoğu bitti azı kaldı askerliğin.Günleri sayıyorum elini tutmak için.Bizim altdevrelerde geldi.Zavalılar kuzu gibi yürüyorlar korkak ve şaşkın...Ama aralarında Eskişehirli yok.Günler azalıyor sevgilim burada geçen her saniye beni sana yaklaştırıyor.Şu anda tek derdim otobüs bileti bulmak 1 haftadan az kaldı.Arife günü yanında olacağım inşallah.Eğer otobüs bileti bulamazsam tren bileti bakacağım eğer oda olmazsa otostop çekerim oda mı olmadı koşar gelirim.Artık sensiz 1 dakika bile İstanbul'da durmak istemiyorum.
Birkaç gün sonra...
Canım otobüsteyim.Son anda bilet bulabildim.Birkaç saate kadar Eskişehirde olmayı umut ediyorum.Çok sevinçliyim.Bu arada galiba birkaç parça eşyamı unuttum dolabımda..Olsun arkadaşlarıma helal olsun.Önemli olan sana kavuşmam sana sarılmam.
Birkaç saat sonra...
Canım Eskişehir'deyim.Hemen bavullarımı eve bırakıp sana sürpriz yapacağım;işçıkışında yakalacağım seni.Daha işten çıkmana 1 saat var.Annemde yokmuş evde Allahtan kapıcıda hep anahtarımız bulunur her ihtimale karşı. Kesin bana sevdiğim yemekleri yapmak için birşeyler almaya gitmiştir.Ona sürpriz yapmak için gece geleceğimi söylemiştim.Tamam bavullarımı da bıraktım.Şimdi sıra sende ama ellerim boş gelmemeliyim sana.Ya en sevdiğin çikolatadan alacağım yada çok sevdiğin kırmızıgüllerden bir demet.Tıpkı kıpkırmızı dudaklarından ve kokusu tenin gibi kokan kırmızıgüllerden.evet evet kırmızıgül almalıyım.Arka sokakta bir çiçekçi olacaktı.Hemen dışarı çıktım ve kocaman bir demet aldım sana.eyvah 15 dakika kalmış çıkmana...Hızlanmalıyım.Uzaktan biri bana gülümsüyor ve çağırıyor.Hay aksi kim bu adam ya bu telaşımda ?Aaa eczanede çalışan Kemal bu!!Bizim mahalleden.
-Abi hoşgeldin...Ne zaman geldin askerden??
-Sağol Kemalciğim şimdi geldim.
-Hayırdır abi çiçekler falan?
-Yook bişey.Canan'a aldım.Ona sürpriz yapacağim da 10 dakikası var işten çıkmaya..
-Canan'a mı?
-Evet
-Ama abi sen bilmiyormusun?!
-Neyi?
-Canan seni askere uğurladıktan sonra...
-Eeee???
-Terminalden arkadaşıyla beraber evine dönerken trafik kazası geçirmişti.Haberin yok mu?
Bayılmışım...Ellerimdeki çiçekler kaldırımda kalmış olmalı...Gözümü eczanede açtım.Annem ve Kemal acıyarak bana bakıyorlardı.Belli ki annem ağlamış gözleri kıpkırmızıydı.Oğlum diye sarılmak istiyordu bana ama ben çökmüştüm bir kere...Ayağa kalktığımda aynada kendimi gördüm.O an gözlerimi görünce birden şimşek çakar gibi öldüğünü hatırladım.Kabul etmesem de hatırladım....Sen rahat uyu birtanem ben hep sana kavuşma hayaliyle yaşayacağım.Şimdi yeniden bir demet kırmızıgül alıp yanına mezarına gideceğim.Cananımm bitmeyen hasretimmm...
Günler sonra.....
Canım burada günler koşturmayla ama aynı tempo ve dakikayla geçiyor.Yemek ne 5 dakika erken ne geç yeniliyor.Sabah zaten güneşten önce kalkıyorsun traş falan olup olup hemen bölüğünle beraber kahvaltı yapmak için sıraya girip yemekhaneye gidiyorsun.Sonra gene iştima...Komutanlar gelip seni koyun gibi sayıyorlar...sonra herkes görev yerine...Öğlen saat 12,00de gene iştima gene koyun gibi sayılıyorsun ve gene öğle yemeğini yemek için yemekhaneye yüzlerce koyunun ahıra girmesi gibi yavaş tempo ilerliyorsun.Yemekten sonra saat 1,30 da gene iştima.Bu seferde genelde silah bakımı yada vucut taraması falan yapılıyor sonra gene işbaşına...Bu sefer akşam 17,00'e kadar rahatsın.Bu saatte gene iştima gene koyun muamelesi.Akşam yemeği saat 19,00da gene yüzlerce koyunun ahıra girmesi gibi yavaş tempoda yemekhaneye giriş.Sonra 21,30 sıralarında yat istimaşı gene sayılıyorsun koyun gibi.Sanırım burada planlı olmayan tek şey:sana olan özlemim.O kadar çok özledim ki seni.Burada lazıda var çerkeside var kürdü de var.Burada siyaset yok burada ayrım yok.Burada sevgili özlemi var ev özlemi var.Evli olanlar karısını ve çocuğunu bekarlar annesini babasını ve sevgilisini özlüyor.Fotoğraflar havada uçuşuyor.Ama en güzeli sensin baktığım fotoğraflar arasında.Altın sarısı saçların boncuk boncuk bal sarısı gözlerin....Ne çok özledim seni.Herkes burada telefon yada mektup bekliyor ailelerinden yada sevgililierinden ama en çok anneler arıyor.Sanırım anneler gerçekten daha vefakar.Hala aramanı bekiyorum...
Aylar sonra....
Canım artık alıştım buralara koyun gibi sayılmalara akşam nöbetlerine.Alışamadığım tekşey senin eksikliğim.Haftasonları bize çarşı izni vermeye başladılar.Cezalı olmayan herkes çarşılara kaçıyor nefes almak yada kuru fasülyeden büzüşen midelerine kebap indirmek için.Paralarımız ya kontürlere gidiyor ya kebaplara...Çoğu bitti azı kaldı askerliğin.Günleri sayıyorum elini tutmak için.Bizim altdevrelerde geldi.Zavalılar kuzu gibi yürüyorlar korkak ve şaşkın...Ama aralarında Eskişehirli yok.Günler azalıyor sevgilim burada geçen her saniye beni sana yaklaştırıyor.Şu anda tek derdim otobüs bileti bulmak 1 haftadan az kaldı.Arife günü yanında olacağım inşallah.Eğer otobüs bileti bulamazsam tren bileti bakacağım eğer oda olmazsa otostop çekerim oda mı olmadı koşar gelirim.Artık sensiz 1 dakika bile İstanbul'da durmak istemiyorum.
Birkaç gün sonra...
Canım otobüsteyim.Son anda bilet bulabildim.Birkaç saate kadar Eskişehirde olmayı umut ediyorum.Çok sevinçliyim.Bu arada galiba birkaç parça eşyamı unuttum dolabımda..Olsun arkadaşlarıma helal olsun.Önemli olan sana kavuşmam sana sarılmam.
Birkaç saat sonra...
Canım Eskişehir'deyim.Hemen bavullarımı eve bırakıp sana sürpriz yapacağım;işçıkışında yakalacağım seni.Daha işten çıkmana 1 saat var.Annemde yokmuş evde Allahtan kapıcıda hep anahtarımız bulunur her ihtimale karşı. Kesin bana sevdiğim yemekleri yapmak için birşeyler almaya gitmiştir.Ona sürpriz yapmak için gece geleceğimi söylemiştim.Tamam bavullarımı da bıraktım.Şimdi sıra sende ama ellerim boş gelmemeliyim sana.Ya en sevdiğin çikolatadan alacağım yada çok sevdiğin kırmızıgüllerden bir demet.Tıpkı kıpkırmızı dudaklarından ve kokusu tenin gibi kokan kırmızıgüllerden.evet evet kırmızıgül almalıyım.Arka sokakta bir çiçekçi olacaktı.Hemen dışarı çıktım ve kocaman bir demet aldım sana.eyvah 15 dakika kalmış çıkmana...Hızlanmalıyım.Uzaktan biri bana gülümsüyor ve çağırıyor.Hay aksi kim bu adam ya bu telaşımda ?Aaa eczanede çalışan Kemal bu!!Bizim mahalleden.
-Abi hoşgeldin...Ne zaman geldin askerden??
-Sağol Kemalciğim şimdi geldim.
-Hayırdır abi çiçekler falan?
-Yook bişey.Canan'a aldım.Ona sürpriz yapacağim da 10 dakikası var işten çıkmaya..
-Canan'a mı?
-Evet
-Ama abi sen bilmiyormusun?!
-Neyi?
-Canan seni askere uğurladıktan sonra...
-Eeee???
-Terminalden arkadaşıyla beraber evine dönerken trafik kazası geçirmişti.Haberin yok mu?
Bayılmışım...Ellerimdeki çiçekler kaldırımda kalmış olmalı...Gözümü eczanede açtım.Annem ve Kemal acıyarak bana bakıyorlardı.Belli ki annem ağlamış gözleri kıpkırmızıydı.Oğlum diye sarılmak istiyordu bana ama ben çökmüştüm bir kere...Ayağa kalktığımda aynada kendimi gördüm.O an gözlerimi görünce birden şimşek çakar gibi öldüğünü hatırladım.Kabul etmesem de hatırladım....Sen rahat uyu birtanem ben hep sana kavuşma hayaliyle yaşayacağım.Şimdi yeniden bir demet kırmızıgül alıp yanına mezarına gideceğim.Cananımm bitmeyen hasretimmm...
sevmeli mi sevmemeli mi ??
SEVMELİ Mİ SEVMEMELİ Mİ ??
Yakın bir zamanda aşktan ümidimi kestim.Yaklaşık 2 yıllık hoşlanarak ve sonra giderek severek devam eden ilişkimi adeta kaçarak bitirdim.Neden mi??İlişkinin heyecanı bitip yavaş yavaş polis sorgulamasına benzediği için yada kendi özümü kaybettiğime inandığım için.Sevgiliniz olmadan vakit geçmiyor hayatınızda sürekli bir boşluk olur.Çevrenizdeki çiftleri kıskanırsınız.Nedense her güzel kızın yanında kazma yada şişko manitaları oluyor yada öyle görünüyor:) Sonrada daha da ilerleyen zamanlarda güzel kız - çirkin kız kavramını ortadan kaldırıyorsunuz sadece şehvet için bakıyorsunuz.Herhalde bunun son safhasıda 6-66 yaş geçerliiği yada en kötüsü nefes alıp almadığı.Allaha şükür daha bu aşamalara gelmedim.Peki sevgiliniz olduğu zaman ne oluyor??Hemen hemen heryere beraber gitme sorumluğuğu ...Erkek olarak erkek arkadaş yada sizinle yaşıt akrabalarınızla görüşmeme yasağı...Zaten eski kız arkadaşın sınıf yada mahalle arkadaşı hele hele eski çıkma arkadaşınızsa selam vermeniz yada telefon rehberinde kayıtlı olması zinhar yasak.Ama hanfendinin erkek arkadaşlarıyla görüşmesi doğal çünkü o arkadaşı.Hiç kötü niyet olmaz onlarda.Bayan içgüdüsü var herhalde hemen erkeklerin içini görüp şipşak karar veriyorlar.Ama dedim ya siz görüşürseniz babalara yanbastınız.Efendim sonra alışverişlerde çantadan sorumlusunuz ..Sizin fikriniz nazikçe sorulur sonra daha önceden karar verdiği ve tahminen ilk denediği şey .O denediği şey yeniden aranmaya başlanır o denedikleri arasından.Çünkü o günler önceden gözkararıyla süzülmüş ve zihnen satınalınmıştır.
Efendim birde yan masada oturan yada sağdan soldan geçen kızları çekiştirmek.Onların saçlarını elbiselerini çantalarını yada ayakkabılarını eleştirirken hakvermek zorundasınız.Çünkü o sevgiliniz ve o çok zevklidir adeta moda ikonudur.Efendim sonra sık sık gittiniz yerlere dikkat etmelisiniz.Kızların oranı erkeklerin oranına göre %1 yada en fazla %5 olmalı.Eğer bu orandan fazlaysa orası''Piyasa yeri''dir.Derhal terkedilmelidir.Sonracığıma eğer sevgiliniz size mesaj çekmişse hemen anında cevap vermelisiniz yoksa yanınızda başka bir kız var etiketi yapıştırılarak günlerce azap çekersiniz.Ama siz ona mesaj çekmişseniz ve o geç cevap vermişşse yada vermemişse onun daima haklı bir sebebi vardır.Ya annesi vardır ya babası yada çok mühim işi vardır.Ama biz erkek tarafının işi olamaz.Eğer sizden şüpheleniyorsa ve siz falso vermişseniz (mesela: alışveriş merkezinde tek başına gezmek yada kafede oturup gazete okumak gibi.)Eeee birader o zaman işte polislerin bile en azılı suçlulara yaptığı soruşturmanın eline su dökemeyeceği bir uslupla sorgulanırsınız.Günlerce terslenir hesap sorulur lafsokulursunuz.Tabi bu arada sevgiliniz kızarkadaşlarıyla yargıtay usulu toplanıp hakkınızda karar verir.Büyük bir ihtimalle idam cezası verilip bir sabah vakti yada gece ilerleyen saatlerde genellikle mesaj şeklinde infaz kararınız cep telefonunuza iletilir.Veleddalin amin ruhuna el fatiha..
Şimdi söyleyin bakalım: sevmelı mi sevmemeli mi??
Yakın bir zamanda aşktan ümidimi kestim.Yaklaşık 2 yıllık hoşlanarak ve sonra giderek severek devam eden ilişkimi adeta kaçarak bitirdim.Neden mi??İlişkinin heyecanı bitip yavaş yavaş polis sorgulamasına benzediği için yada kendi özümü kaybettiğime inandığım için.Sevgiliniz olmadan vakit geçmiyor hayatınızda sürekli bir boşluk olur.Çevrenizdeki çiftleri kıskanırsınız.Nedense her güzel kızın yanında kazma yada şişko manitaları oluyor yada öyle görünüyor:) Sonrada daha da ilerleyen zamanlarda güzel kız - çirkin kız kavramını ortadan kaldırıyorsunuz sadece şehvet için bakıyorsunuz.Herhalde bunun son safhasıda 6-66 yaş geçerliiği yada en kötüsü nefes alıp almadığı.Allaha şükür daha bu aşamalara gelmedim.Peki sevgiliniz olduğu zaman ne oluyor??Hemen hemen heryere beraber gitme sorumluğuğu ...Erkek olarak erkek arkadaş yada sizinle yaşıt akrabalarınızla görüşmeme yasağı...Zaten eski kız arkadaşın sınıf yada mahalle arkadaşı hele hele eski çıkma arkadaşınızsa selam vermeniz yada telefon rehberinde kayıtlı olması zinhar yasak.Ama hanfendinin erkek arkadaşlarıyla görüşmesi doğal çünkü o arkadaşı.Hiç kötü niyet olmaz onlarda.Bayan içgüdüsü var herhalde hemen erkeklerin içini görüp şipşak karar veriyorlar.Ama dedim ya siz görüşürseniz babalara yanbastınız.Efendim sonra alışverişlerde çantadan sorumlusunuz ..Sizin fikriniz nazikçe sorulur sonra daha önceden karar verdiği ve tahminen ilk denediği şey .O denediği şey yeniden aranmaya başlanır o denedikleri arasından.Çünkü o günler önceden gözkararıyla süzülmüş ve zihnen satınalınmıştır.
Efendim birde yan masada oturan yada sağdan soldan geçen kızları çekiştirmek.Onların saçlarını elbiselerini çantalarını yada ayakkabılarını eleştirirken hakvermek zorundasınız.Çünkü o sevgiliniz ve o çok zevklidir adeta moda ikonudur.Efendim sonra sık sık gittiniz yerlere dikkat etmelisiniz.Kızların oranı erkeklerin oranına göre %1 yada en fazla %5 olmalı.Eğer bu orandan fazlaysa orası''Piyasa yeri''dir.Derhal terkedilmelidir.Sonracığıma eğer sevgiliniz size mesaj çekmişse hemen anında cevap vermelisiniz yoksa yanınızda başka bir kız var etiketi yapıştırılarak günlerce azap çekersiniz.Ama siz ona mesaj çekmişseniz ve o geç cevap vermişşse yada vermemişse onun daima haklı bir sebebi vardır.Ya annesi vardır ya babası yada çok mühim işi vardır.Ama biz erkek tarafının işi olamaz.Eğer sizden şüpheleniyorsa ve siz falso vermişseniz (mesela: alışveriş merkezinde tek başına gezmek yada kafede oturup gazete okumak gibi.)Eeee birader o zaman işte polislerin bile en azılı suçlulara yaptığı soruşturmanın eline su dökemeyeceği bir uslupla sorgulanırsınız.Günlerce terslenir hesap sorulur lafsokulursunuz.Tabi bu arada sevgiliniz kızarkadaşlarıyla yargıtay usulu toplanıp hakkınızda karar verir.Büyük bir ihtimalle idam cezası verilip bir sabah vakti yada gece ilerleyen saatlerde genellikle mesaj şeklinde infaz kararınız cep telefonunuza iletilir.Veleddalin amin ruhuna el fatiha..
Şimdi söyleyin bakalım: sevmelı mi sevmemeli mi??
KISA BİR ÖYKÜ
KISA BİR ÖYKÜ( ama sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim::)
Japonya'da geçiyor öykümüz.
.Küçük bir aile..Baba ve 17 yaşında oğlu...Yıllar önce yaşanan kazada anne ölüyor minik yavrunun sol kolu kopuyor.Babanın tek isteği oğlunu mutlu edebilmek.Onu çok seviyor.
Oğlunun tek isteği judo öğrenmek..Baba oğlunun bu isteğini biliyor .Biliyor ama oğlunun tek kolu yok´judo öğretecek kimseyi bulamıyor.Aylar sonra yaşlı bir judo hocasının uzak bir köyde yaşadığını öğreniyor.Hemen oğluyla yola koyuluyorlar.O köye uzun bir yürüyüşten sonra varıyorlar.Hemen yaşlı adamın evini bulup kapısını çalıyorlar.''Yalvarırım size ustam ..Oğluma judo öğretir misiniz??''Yaşlı adam:''Benim gibi yaşlı bir adamı mı buldum''der.Adam başını eğer:''Kimse oğluma ders vermek istemiyor''der.Yaşlı adam:'' Neden?''der.Adam:''Çünkü oğlumun tek kolu yok''der çaresizce.Yaşlı adam:''getir yanıma''der.Adam sevinçle bahçe kapısının önünde bekleyen cocuğuna koşar ve sağ elinden tutarak yaşı adamın huzuruna getirir.Yaşlı adam çocuktan kapıya yumruk atmasını ister.Çocuk sualsizce hemen yumruk atar kapıya.Çocuğun azmi yaşlı hocanın hoşuna gider.''Tamam'' der adama''3 ay sonra çocugunu görmeye gel...'' Adam çocuğunu öptükten sonra evine doğru yol alır.Yaşlı adam minik öğrencisine önce fizik hareketleri öğretir.1 hafta sonrada kapıya sabah akşam demeden yumruk atmasını ister.3 ay eğitim böyle geçer.Çocuk hergün deliler gibi yumruklar atar kapıya...
Babası gelmiştir.Yaşlı adam çocuğa ve babasına 1 sene boyunca bu şekilde devam ederek çalışmasını ve geri getirmesini ister.Adam şaşırmıştır çocuk ise azimlidir.Bir sene boyunca hep yumruk atar.Sabah akşam boyunca evdeki kapıları tek tek parçalar.Adam ise hala şaşkın ''Sadece yumruk atmak için bu kadar zaman çok değil mi? acaba beni ve oğlumu oyalıyor mu ?''diye düşünür.Diğer judo hocalarına sorar.Onlarda pek anlam veremez.''Saçmalık bu !'' diye düşünür ama oğlu hala çalışır duvarlara yumruk atmaya başlamıştır bile.1sene sonra Yaşlı adamın evine giderler.Yaşlı adam çocuktan kapıya yumruk atmasını ister.Çocuk daha önce yumruk attığı kapıya yumruğunu atar ve kapı kırılarak yumruğu diğer tarafa geçer.Yaşlı adam gayet memnun olur.Önümüzdeki ay Tokyo'da düzenlenecek judo müsabakalarına katılabileceklerini söyler.Adam içinden' Yaşlı adam kesinlikle çıldırmış olmalı.Orada benim oğlumu öldürürler ''diye içinden geçirir.Yaşlı adam tebessüm eder ve ''Eğer oğlunu mutlu etmek istiyorsan onu Tokyo'ya götür'' der.Adam pek razı olmaz ama çocuğunun gözündeki azmi ve mutluluğu görünce ''Tamam ''der.1 ay sonra Tokyo'ya giderler.Müsabakanın yapılacağı manastıra giderler.Herkes çocuğu yan gözle süzer ve kıskıs güler.Çocuk kendisine bakanları farkeder müthiş bir azim girmiştir minik kalbine.Müsabaka birkaç saat sonra başlar.Çocuk mindere çıkar karşısında 30 yaşlarında bir adam.Adam galibiyetten emindir.Zil sesinin duyulmasıyla çocuk öyle bir yumruk indirir ki adam nefessiz kalmıştır ve mindere yığılır.Hakemler çocuğu galip ilan etmiştir.İlerleyen saatlerde çocuk tek tek bütün rakiplerini yumruklarıyla yere sermiştir.Finalde de tek yumruguyla rakibini devirince'' Japonya nın en iyisi judocusu'' olmuştur 18 yaşında ve tek kolla.Ömrü boyunca katıldığı bütün müsabakalarda hep galip gelmiştir.
Yıllar sonra çocugun babası artık iyice yaşlanan ustanın evine gider.Ona şükürlerini iletir ve sorar:''Efendim oğlum şu anda sayenizde japonya'nın en iyi judocusu.ben ve o çok mutluyuz ama sadece onun tek kolu var ve yumruk atmaktan başka birşey bilmiyor ..bunu nasıl başardınız?''İhtiyar adam yavaşça yataktan doğrulur ve:''Evet oğlunun tek kolu var.Bu büyük bir dezavantaj ama eğer sadece yumruk atarsa rakibi onun bu hamlesini egale etmek için sol kolunu tutmak zorunda ama biliyorsun ki sol kolu yok ve oğlun öyle bir yumruk atıyor ki o yumruğu boğaya atsan devirir.''der.
AZİM VE DEZAVANTAJIMIZI AVANTAJA DÖNÜŞTÜRME KABİLİYETİMİZ İLE HER ŞEKİLDE BAŞARIYI YAKALAYABİLİRİZ.... YETER Kİ AZİM VE KARARLILIKLA İLERLEYELİM.
Japonya'da geçiyor öykümüz.
.Küçük bir aile..Baba ve 17 yaşında oğlu...Yıllar önce yaşanan kazada anne ölüyor minik yavrunun sol kolu kopuyor.Babanın tek isteği oğlunu mutlu edebilmek.Onu çok seviyor.
Oğlunun tek isteği judo öğrenmek..Baba oğlunun bu isteğini biliyor .Biliyor ama oğlunun tek kolu yok´judo öğretecek kimseyi bulamıyor.Aylar sonra yaşlı bir judo hocasının uzak bir köyde yaşadığını öğreniyor.Hemen oğluyla yola koyuluyorlar.O köye uzun bir yürüyüşten sonra varıyorlar.Hemen yaşlı adamın evini bulup kapısını çalıyorlar.''Yalvarırım size ustam ..Oğluma judo öğretir misiniz??''Yaşlı adam:''Benim gibi yaşlı bir adamı mı buldum''der.Adam başını eğer:''Kimse oğluma ders vermek istemiyor''der.Yaşlı adam:'' Neden?''der.Adam:''Çünkü oğlumun tek kolu yok''der çaresizce.Yaşlı adam:''getir yanıma''der.Adam sevinçle bahçe kapısının önünde bekleyen cocuğuna koşar ve sağ elinden tutarak yaşı adamın huzuruna getirir.Yaşlı adam çocuktan kapıya yumruk atmasını ister.Çocuk sualsizce hemen yumruk atar kapıya.Çocuğun azmi yaşlı hocanın hoşuna gider.''Tamam'' der adama''3 ay sonra çocugunu görmeye gel...'' Adam çocuğunu öptükten sonra evine doğru yol alır.Yaşlı adam minik öğrencisine önce fizik hareketleri öğretir.1 hafta sonrada kapıya sabah akşam demeden yumruk atmasını ister.3 ay eğitim böyle geçer.Çocuk hergün deliler gibi yumruklar atar kapıya...
Babası gelmiştir.Yaşlı adam çocuğa ve babasına 1 sene boyunca bu şekilde devam ederek çalışmasını ve geri getirmesini ister.Adam şaşırmıştır çocuk ise azimlidir.Bir sene boyunca hep yumruk atar.Sabah akşam boyunca evdeki kapıları tek tek parçalar.Adam ise hala şaşkın ''Sadece yumruk atmak için bu kadar zaman çok değil mi? acaba beni ve oğlumu oyalıyor mu ?''diye düşünür.Diğer judo hocalarına sorar.Onlarda pek anlam veremez.''Saçmalık bu !'' diye düşünür ama oğlu hala çalışır duvarlara yumruk atmaya başlamıştır bile.1sene sonra Yaşlı adamın evine giderler.Yaşlı adam çocuktan kapıya yumruk atmasını ister.Çocuk daha önce yumruk attığı kapıya yumruğunu atar ve kapı kırılarak yumruğu diğer tarafa geçer.Yaşlı adam gayet memnun olur.Önümüzdeki ay Tokyo'da düzenlenecek judo müsabakalarına katılabileceklerini söyler.Adam içinden' Yaşlı adam kesinlikle çıldırmış olmalı.Orada benim oğlumu öldürürler ''diye içinden geçirir.Yaşlı adam tebessüm eder ve ''Eğer oğlunu mutlu etmek istiyorsan onu Tokyo'ya götür'' der.Adam pek razı olmaz ama çocuğunun gözündeki azmi ve mutluluğu görünce ''Tamam ''der.1 ay sonra Tokyo'ya giderler.Müsabakanın yapılacağı manastıra giderler.Herkes çocuğu yan gözle süzer ve kıskıs güler.Çocuk kendisine bakanları farkeder müthiş bir azim girmiştir minik kalbine.Müsabaka birkaç saat sonra başlar.Çocuk mindere çıkar karşısında 30 yaşlarında bir adam.Adam galibiyetten emindir.Zil sesinin duyulmasıyla çocuk öyle bir yumruk indirir ki adam nefessiz kalmıştır ve mindere yığılır.Hakemler çocuğu galip ilan etmiştir.İlerleyen saatlerde çocuk tek tek bütün rakiplerini yumruklarıyla yere sermiştir.Finalde de tek yumruguyla rakibini devirince'' Japonya nın en iyisi judocusu'' olmuştur 18 yaşında ve tek kolla.Ömrü boyunca katıldığı bütün müsabakalarda hep galip gelmiştir.
Yıllar sonra çocugun babası artık iyice yaşlanan ustanın evine gider.Ona şükürlerini iletir ve sorar:''Efendim oğlum şu anda sayenizde japonya'nın en iyi judocusu.ben ve o çok mutluyuz ama sadece onun tek kolu var ve yumruk atmaktan başka birşey bilmiyor ..bunu nasıl başardınız?''İhtiyar adam yavaşça yataktan doğrulur ve:''Evet oğlunun tek kolu var.Bu büyük bir dezavantaj ama eğer sadece yumruk atarsa rakibi onun bu hamlesini egale etmek için sol kolunu tutmak zorunda ama biliyorsun ki sol kolu yok ve oğlun öyle bir yumruk atıyor ki o yumruğu boğaya atsan devirir.''der.
AZİM VE DEZAVANTAJIMIZI AVANTAJA DÖNÜŞTÜRME KABİLİYETİMİZ İLE HER ŞEKİLDE BAŞARIYI YAKALAYABİLİRİZ.... YETER Kİ AZİM VE KARARLILIKLA İLERLEYELİM.
14 Eylül 2010 Salı
iyimser kötümser
İnsan ne çok iyimser olmalı nede kötümser...İyimser insanlar sürekli başlarını göğe kaldırıp güneşe bulutlara bakan insana benzer ama önlerindeki çukurları taşları görmezler.Sürekli düşe kalka giderler.Kötümser insanlar sürekli başlarını öne eğen insana benzer.Taşlara ve çukurlara bakarlar ama güneşi ve bulutları görmezler.Tamam düşmezler ama kuşları bulutları ve güneşi de göremezler hep karanlıkta yürürler.
Gideceksin
Biliyorum gideceksin
Arkana bakmayacaksın
İçten içten gözyaşını akıtacaksın
Ama gene gideceksin
İçinde sevgin kalmayacak
Karalar yüreğine dolacak
Kalbin inceden sızlayacak
Ama gene gideceksin
Belki birgün evleneceksin
Başka birini seveceksin
Belkide beni unutmayacaksın
Ama gene gideceksin
Arkana bakmayacaksın
İçten içten gözyaşını akıtacaksın
Ama gene gideceksin
İçinde sevgin kalmayacak
Karalar yüreğine dolacak
Kalbin inceden sızlayacak
Ama gene gideceksin
Belki birgün evleneceksin
Başka birini seveceksin
Belkide beni unutmayacaksın
Ama gene gideceksin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

